Ana Sayfa » Sosyal » Gündem » Çin Medya Grubu Muhabiri Ma Yuyao: “Çin’in Yemek Kültüründe Vahşi Hayvan Yok!”

Çin Medya Grubu Muhabiri Ma Yuyao: “Çin’in Yemek Kültüründe Vahşi Hayvan Yok!”

oduller-reklam-banner

Müzik Onair köşe yazarlarından Elif Sevil Orhanlı’nın yeni röportajı yayınlandı. İşte o röportaj…

Çin Medya Grubu Muhabiri Ma Yuyao: Çin’in Yemek Kültüründe Vahşi Hayvan Yok!

Dünya genelinde koronavirüsle mücadele devam ediyor. Türkiye’de vaka sayısı düşüşte, iyileşen hasta sayısı ise her geçen gün artıyor.

Virüsün ilk çıkış yeri olarak ifade edilen Çin’de ise az sayıda yeni vakalar ortaya çıksa da salgın kontrol altına alınmış durumda.

Çin Medya Grubu muhabiri Ma Yuyao ile Çin’deki son durumu, aşı çalışmalarını ve Çin’in yemek kültürünü konuştuk. Ma Yuyao, Çinlilerin sağlıklı beslenmeye önem verdiğinin altını çizerek “Çin mutfağında yarasa yok, yarasa çorbası ise Endonezya Palau’nun yöresel yemeğidir” dedi.

Bu konuda Türk basınının halkı yanlış bilgilendirdiğini belirten Yuyao “Türk gazeteci arkadaşlarıma önerim: araştırmadan, tespit etmeden yanlış haber yapmayın” ifadelerini kullandı.

 

Çin Medya Grubu Muhabiri Ma Yuyao: “Çin’in Yemek Kültüründe Vahşi Hayvan Yok!”

Çin Ulusal Halk Meclisi

“Donald Trump koronavirüs konusunda Çin’e haksız suçlamalarda bulundu”

 

Tüm dünya koronavirüsle mücadele ediyor. Virüsün ilk olarak Çin’in Wuhan kentindeki hayvan pazarından yayıldığı belirtiliyor. Ancak Çinli bilim insanları salgının Wuhan’dan yayılmadığını savunuyor. Resmi kaynaklara ve gerçek verilere dayanarak neler söylersiniz?

-İlk vaka Çin’in Wuhan kentinde tespit edildi fakat virüsün Çin’de kaynaklandığı anlamına gelmez. İnsanlık tarihinde meydana gelen büyük salgınlara bakarsak, salgının patlak verdiği yer genelde virüsün kaynak yeri değil. Örneğin  dünya çapında on milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol açan İspanyol gribi. İspanyol gribinin ilk vakası 1981 yılının Ocak ayında ABD’nin Texas eyaletinin Haskell ilçesinde çıktı. 2 ay sonra ilçedeki ABD ordusunun eğitim merkezinde patlak vererek tüm ABD ve dünya ülkelerine yayıldı. Fakat bu salgın İspanyol gribi olarak adlandırıldı. Sebep ise salgının Birinci Dünya Savaşı sırasında patlak vermesi, savaşa katılan ülkeler kendi çıkarları için salgın haberlerini sakladı, ancak tarafsız ülke olan İspanya salgın haberlerini yaptı ve salgının İspanya’da patlak verdiği düşündürüldü.  Virüsün kaynağı ciddi ve profesyonel bilimsel sorundur.  Bazı ABD’li politikacılar  sürekli bu bilimsel sorunu siyasileştirerek  Çin’i karalamaya ve suçlamaya çalışıyor. Trump hükümeti ise ABD ordusunun Maryland’daki Fort Detrick isimli biyolojik silah laboratuvarının koronavirüsle bağlantısına ilişkin sorulara cevap vermedi.

 

“Çin’de yeni tespit edilen vakaların çoğu yurt dışı kaynaklı”

 

Çin’deki son durum nedir? Salgın kontrol altına alındı diyebilir miyiz? Yeni vakalar var mi?

-Çin’in ana kesiminde dün  4 yeni COVID-19 vakası tespit edildi ve bu vakaların ikisinin yurt dışı kaynaklı, bunun dışında salgından dolayı can kaybı yaşanmadı. Öte yandan, Çin’in ana kesiminde 8’inin durumu ağır olmak üzere 82 hastanın tedavisi sürüyor. Tedavilerinin ardından taburcu edilen kişi sayısı 78 bin 255’e yükselirken, toplam can kaybı 4 bin 634 olarak kayda geçti. Ülkede tespit edilen toplam vaka sayısı 82 bin 971’e çıktı. Ayrıca, 7 şüpheli vaka hâlâ gözetim altında tutuluyor. Çin’in ana kesiminde son 24 saatte tespit edilen asemptomatik vaka sayısı ise 35’i ve hâlâ tıbbi gözetim altına tutulan asemptomatik vaka sayısı 365’i buldu. Ayrıca, Hong Kong ve Makao özel idari bölgeleri ile Taiwan bölgesinde toplam vaka sayısı bin 549 olarak kayıtlara geçti.

Şu an Çin genelinde salgın kontrol altına alındı diyebiliriz, ama yüzde yüz başardık diyemiyoruz. Çünkü her gün az olsa da  yeni vaka çıkıyor. Son günlere bakarsak Çin’de yeni tespit edilen vakaların çoğu yurt dışı kaynaklı. Çin’de yaşam yavaş yavaş normale döndü, ülkenin yüzde 90 sektörü faaliyete ve üretime yeniden döndü. Çin’in farklı eyaletleri de kendi koşullarına göre tedbirler alıyor. Örneğin Çin’in kuzeydoğu bölgesinde yer alan Jilin eyaletinin Shulan kenti, 9 Mayıs’ta 11 yeni Covid-19 vakasının tespil edildiğinden dolayı ertesi gün Shulan şehrinde araç ve personele giriş ve çıkış kısıtlaması getirildiği bildirildi. Köy ve mahallelerde karatina uygulandı. Bunun dışında kent “yüksek riskli bölge” olarak ilan edildi.

Çin’de hayat normalleşirken tedbirler hiç gevşetilmedi. Salgın döneminde uygulanan temel tedbirler hala devam ediyor. Örneğin toplu taşımada maske zorunlu. Sosyal mesafe korunuyor. Turist mekanlarına ziyaret için internette rezervasyon yapılıyor.  AVM’e ziyaretçi sayısı kısıtlı v.s.

Çin’in en yüksek yasama ve danışma organlarının yıllık toplantıları olan Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı ve Ulusal Halk Meclisi yıllık toplantıları dün ve bugün Büyük Halk Sarayı’nda başladı ve bir hafta sürecek. Genelde Mart ayından düzenlenen bu iki önemli toplantı salgından dolayı iki ay ertelendi. “İki toplantı” sırasında salgına karşı çok sıkı önlem alındı. Toplantıya katılanlar maske takıyor, sağlık testi yaptırıyor. Ayrıca gazeteciler, temsilcilerle yüz yüze yerine video ile röportaj yapacak.

Çin Medya Grubu Muhabiri Ma Yuyao: “Çin’in Yemek Kültüründe Vahşi Hayvan Yok!”

Çin’den Türkiye’ye destek

 

“Çin’de Covid-19 aşısının araştırma çalışmaları başarıyla yürütülüyor”

 

Çin’de aşı ve ilaç çalışmaları ne aşamada?

-Çin’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) aşısının araştırma çalışmaları başarıyla ilerletiliyor. Mevcut klinik denemelerine başlanan iki Covid-19 aşısı adayının temmuz ayında ikinci faz klinik denemeleri tamamlanacak.

Çin Ulusal Sağlık Komisyonu Başkan Yardımcısı Zeng Yixin, “Çin tarafından geliştirilen adenovirüs vektör aşısı ile dört inaktif aşının birinci ve ikinci faz klinik denemelerine de izin verilmişti. İşletmelerin birinci ve ikinci faz denemelerinin eşgüdümlü olarak yapılmasına izin verilmişti. Şu ana kadar 2 bin 575 gönüllü ilgili projelere katıldı. Birinci faz klinik denemelerde toplam 539 gönüllü aşı yaptırdı. İkinci faz klinik denemelerde ise 2 bin 36 gönüllüye aşı yapıldı. Şu an aşıların güvenilirliği ve etkisi değerlendiriliyor. Adı geçen çalışmalarda gönüllüler üzerinde büyük olumsuz reaksiyonlar görülmedi. Projelerin ikinci faz klinik denemelerinin temmuz ayında sona ermesi planlanıyor.” ifadelerini kullandı.

Şu an Covid-19 salgınına karşı ilaç geliştirme çalışmaları  devam ediyor.

 

“Çin mutfağında; pilav, hamur işleri, çeşitli sebze, meyve, tavuk eti, ördek eti, dana eti, koyun eti, deniz ürünleri yoğunlukta”

 

Çin’in nasıl bir yemek kültürü var? Basına yansıyan vahşi hayvan pazarları gerçeği ne kadar yansıtıyor?

-Öncelikle şunun altını çizmeliyim: Çin’in yemek kültüründe vahşi hayvan yok. Çin’in coğrafyası çok geniş olduğu için Çin mutfağı çok zengin ama Çinlilerin yemek sofrasında yabani hayvan yok. Çinliler sağlıklı beslenmeye büyük önem veriyor. Çin mutfağında en çok görülen yemekler şunlar: pilav, hamur işleri, çeşitli sebze, meyve, tavuk eti, ördek eti, dana eti, koyun eti, deniz ürünleri.  Son zamanlarda basında çıkan özellikle sosyal medyada dolaşan Çin’de vahşi hayvan pazarının yeniden açıldığına ilişkin haberler gerçek dışıdır. Çin’de yeniden açılan pazarlar sıradan pazarlar. Pazarlarda meyve, sebze, et ve deniz ürünleri satılıyor. Ayrıca Wuhan kentinde yabani hayvan tüketimi ve satışı yasaklandı.  Bunun dışında  sosyal medyada dolaşan Wuhan’da bir pazar diye görüntüler (Türkiye ana akım basını da bu görüntüleri kullandı.) aslında Endonezya’nın Langowan pazarına ait, görüntülerde Endonezya dili konuşuluyor, alışveriş yapılırken de Endonezya parası kullanılıyor. Bazıları ise yarasa çorbası içen bir Asyalı fotoğrafı paylaşarak Çinli olduğunu iddia ediyor, aslında Çinli değil. Çin mutfağında yarasa yok, yarasa çorbası ise Palau’nun yöresel yemeğidir. Bu noktada Türk gazeteci arkadaşlarıma önerim de şu:  araştırmadan, tespit etmeden yanlış haber yapmayın, bu gazetecilik mesleğinin ahlakıdır.  İnsanların dikkatini çekmek için yalan ve asılsız haber peşinde koşmayın.

Çin Medya Grubu Muhabiri Ma Yuyao: “Çin’in Yemek Kültüründe Vahşi Hayvan Yok!”

Türkiye’den Çin’e destek.

“Salgın patlak verdiğinde Çin’e ilk destek veren ülkelerden biri Türkiye oldu”

 

Çin ve Türkiye birçok alanda iyi ilişkileri olan iki dost ülke. Salgın süreci iki ülke ilişkilerine nasıl yansıdı?

-Çin ve Türkiye arasındaki dostluk ilişkileri uzun bir tarihi geçmişe dayanıyor, son yıllarda ikili ilişkiler çeşitli alanlarda çok gelişti. Salgın sürecinde Çin ve Türkiye birbirini unutmadı. Çin ve Türkiye  salgınla mücadele konusunda yakın işbirliğinde ve iletişimde bulundu. Çin’de salgın patlak verdikten sonra Çin’e ilk destek veren ülkelerden birisi Türkiye. Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’ndan (TİKA), edinilen bilgiye göre Çin’in yeni tip koronavirüs ile mücadelesine destek vermek amacıyla bin adet tulum, 93 bin 500 koruyucu filtreli maske, bin tek kullanımlık koruyucu kıyafetin Türk Hava Kuvvetlerine ait A400M kargo uçağıyla Çin’e gönderildi.  Türkiye’de ilk vaka tespit edildikten sonra, günden güne ciddileşen salgın durumuyla mücadeleye destek vermek için Bank of China Türkiye şubesi, 44 koliden oluşan maske, izole elbise gibi medikal malzemeleri İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim etti, Çin Endüstri ve Ticaret Bankası’nın (ICBC) Türkiye şubesi ise sağlık ekipmanları ve 100 bin dolar bağışlayacağını duyurdu. Çin Barışçıl Birleşmesi Derneği salgınla mücadele çalışmalarında kullanılmak üzere 10 bin maskeyi Maltepe Belediyesi’ne bağışladı. Bunun dışında Çinli tıp uzmanları Türkiye Sağlık Bakanlığı heyetiyle iki kez video konferans yoluyla görüşerek Çin’in salgınla mücadelesinde elde ettiği tecrübeleri paylaştı. Şu an Türkiye de salgını kontrol altına aldı. Birbirine destek veren Çin ve Türkiye’nin  beraber virüsü yenebileceğine inanıyorum.

Elif Sevil ORHANLI | Müzik Onair

oduller-reklam-banner
● haberalani