RadyoUlusal

Radyoların TOP 40 Listeleri Nasıl Oluşturuluyor?

Bir şarkı piyasaya çıkıp, radyocu da o şarkıyı radyosunda yayınlamaya karar verdiyse, önce bu Top 40 listesine aşağı sıralardan girer ve dinleyiciler şarkıyı sevdikçe listelerin üst sıralarına doğru yol alır…
“Müzik” ve “Radyo” İki ayrı sektör gibi görünseler de aslında birbirlerinin “Mütemmim cüz”ü dür… “Ayrılmaz Parça” diye çevirebiliriz Türkçeye. Örneğin dolmakalem ile kapağı mütemmim cüzdür. Bir ev ile kapısı aynı şekilde mütemmim cüzdür. Radyo ile müzik de birbirlerinin mütemmim cüzüdür diyebiliriz.

Radyolar kendi formatlarına göre kullandıkları müzik ile vardırlar. Yani radyoların ham maddesi müziktir. Diğer taraftan bakarsak müziğin de kitleye ulaşması için iletişim araçlarına ihtiyacı vardır. Dijital ortam, televizyon, radyo gibi. Radyo bu mecralardan en önemlisidir. Radyolar hedef kitlelerinin beğenisine uygun parçalardan oluşan müzik eserlerini dinleyicilerine en uygun zamanda, en güzel biçimde sunmayı amaç edinirler. Onun için radyo direktörleri kendi formatlarına uygun her yeni parçanın çıkışında heyecanlanırlar ve dinleyicilerine bunu aktarmak için can atarlar. Bu, her müzik eseri, her radyoya uygundur anlamına gelmesin. Örneğin bir pop şarkıcısı bir alaturka şarkı yapar ise; bu şarkıcının “Beni pop radyolar neden çalmıyor?” diye sorması çok doğru değildir.

Müzik eserlerinin dinleyiciler nezdinde ömürleri vardır. Ancak klasikleşmiş bir eser ölümsüzdür. Pop şarkılarının ömürleri ise klasikleşmemişlerinin haricinde birkaç ay ile sınırlı oluyor. Müzik ile beslenen radyoların şarkı çalma şekli de şöyledir. Her müzik radyosu genelde her hafta değişen bir Top 40 listesi düzenler. Bu listenin ilk 10 veya 15 şarkısı “A” veya “Hit” kategorisinde olup, bu kategorideki bir şarkı 3 veya 4 saatte bir tekraren yayınlanır. Geri kalan 25-30 şarkı ise “B” veya “Medium” kategorisinde olup bu kategorideki şarkılar da 6 veya 7 saatte bir tekrar eder…

Bir şarkı piyasaya çıkıp, radyocu da o şarkıyı radyosunda yayınlamaya karar verdiyse, önce bu Top 40 listesine aşağı sıralardan girer ve dinleyiciler şarkıyı sevdikçe listelerin üst sıralarına doğru yol alır…

Bu şarkılardan bazıları en yukarıya kadar çıkar sonra yavaş yavaş geri döner. Bazıları ise beğenilmez ve kısa sürede liste dışına çıkar. Bir şarkı listelere alınsa dahi ortalama ömrü birkaç ay ile sınırlıdır. Onun içindir ki yapım şirketleri veya şarkıcılar yeni şarkıları uygun zamanlarda piyasaya sürerler. Radyocular ne yapar?

Radyocular devamlı etrafı gözlerler. Rakip radyolar ne yapıyor? Hangi şarkıyı çalıyor? Hangi şarkı yükseliyor? Hangi şarkı düşüyor? Bu soruların cevaplarını çeşitli yollar ile arayıp bulmaya çalışırlar. Piyasa hareketlerini öğrenmek için de önceleri çok olanak yoktu. “İstiklal Caddesi’ndeki kasetçiler en çok hangi şarkıyı çalıyor?..” “Gece kulüplerinde en çok hangi şarkı istek alıyor?..” gibi soruların yanıtları radyocuların en çok başvurduğu piyasa araştırma yollarıydı.

Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte bu piyasa araştırmalarının yöntemleri de değişti. Teknolojik oldu. Müzik parçalarını ve radyoları, televizyonları takip edip raporlayan araştırma şirketleri oluştu; yeter ki paradan haber ver. Örneğin bir yapımcı bir şarkıyı piyasaya sürdü. Bu şarkının takibi için bu araştırma şirketlerinden biriyle de anlaşma yaptı. Şimdi iş bu araştırma şirketinin takip ettiği radyoları teknolojik olarak dinlemeye almak… “Bu nasıl oluyor?” derseniz, şöyle:

Dinlenecek şarkı sisteme kayıt ediliyor. Daha sonra radyolar ve televizyonlar sistem tarafından dinlemeye alınıyor. Ta ki şarkı bir istasyonda çalınmaya başladı, işte o zaman sistem kendi hafızasındaki şarkıyla eşleştirip bu veriyi kaydediyor. Günün, haftanın veya belirlenen zamanın sonunda hangi istasyonlarda kaçar defa çalınmış ise şarkı, bu da o şarkının erişim (Reach) oranını veriyor.

Buraya kadar her şey yolunda. Şarkının nerelerde kaçar defa çalındığı raporu şarkının yapımcısına ve abonelere servis ediliyor. Radyolar bu verilere bakıp kendi Top 40 listelerini hazırlıyorlar. Şarkılar radyo istasyonlarında çokça çalındıkça listelerde de yükselmeye devam ediyor.

Harika bir iş olmuş bu değil mi?

Evet muhteşem olmuş. Ancak, “Bizim insanımız her şeyde olduğu gibi bu sistemde de açığı yakalamış mıdır?” Diye düşünmeden kendimizi alamıyoruz.

Örneğin şöyle bir şey olabilir mi?

Belli başlı radyoları dinliyorlar zaten ama bazı küçük çaptaki radyolar veya internet radyoları bu sisteme girmek isterse eğer “parası mukabili” onları da dahil ediyorlar sisteme araştırma şirketleri. Yani adı sanı duyulmamış bir yerel radyo veya internetten yayın yapan bir radyo sisteme dahil olmak isterse eğer, bir miktar para karşılığında sisteme dahil oluyor ve bu radyonun çaldığı şarkılar da araştırma şirketi tarafından dinlemeye alınıyor haliyle. Bu radyo da diğer büyük radyolar gibi her şarkı çalındığında raporlamayı etkiliyor ve çalan şarkının erişimini otomatik olarak yükseltiyor dolayısıyla. İnternet radyoları veya herhangi bir yerel radyonun dinleyici kaygısı pek olmadığından. Şarkının çalınması başına para kazanmak işlerine geliyor olabiliyor. Örneğin bir yapımcı dese ki “Al sana şu kadar para. Benim şarkıyı günde 20 defa çal, 30 defa çal, 40 defa çal” Hiçbir reklam girdisi olmayan, “dinleyici kaçar” kaygısı da olmayan bir radyo bu teklifi rahatlıkla kabul edebilir. Peki o zaman ne olur? O şarkının erişimi para ile, haksız yere yükselmiş olur. Diğer radyolar da bu erişim yükselmesinin sahte olup olmadığına bakmadan adı geçen şarkıyı Top 40 listelerine alırlar. Bir bakarız ki abuk sabuk şarkılarla dolu bir radyolar güruhu oluşmuş.

Sonra? “Neden bu radyolar dinleyici kaybediyor?” diye paneller, konferanslar, makaleler, uzmanlar, reklam guruları, pazarlama dâhileri filan toplanır. Bu işin çözümüne kafa patlatırız…

Diyeceğim şu dur ki:

“Bu böyle yapılıyor.” Diye bir iddiamız yok. Biz sadece “yapılırsa”nın önlemini almak gerekir diye uyarımızı yapalım. Unutmayalım; Programlar yazdırıp Youtube’a yüklenen şarkıların tıklanmasını arttıran bir milletin fertleri olarak İşin içine ne kadar teknoloji girerse girsin biz o teknolojiyi kendi yarattığımız teknolojilerimizle alt etmeyi de biliriz.

Kaynak: Abcgazetesi.com

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu